insanların hadsizliği üzerine…
yakın arkadaş samimiyeti, aile bireyi samimiyeti adı altında yapılan nasihatli konuşmaların samimiyet değil hadsizlik olması, yargılamanın kimseye düşmemesi beni çok kırıyor. Bugün de buna ağlayalım bakalım :)
hayatım boyunca yaptığım seçimleri hep mantığıma ve kalbime sorarak yaptım. 34 yaşında bu seçimlerimi daha irdeleyerek ve hiçbirinden pişmanlık duymayarak yaptım. Seçimden kastım sadece seçenek değil, kelimelerimi seçerken de bunu yaptım, içtiğim kahveyi seçerken de bunu yaptım. Şu an bulunduğum hayata dair hiçbir keşkem yok, hep şükrettim. Ama sanki ben devamlı şikayet ediyormuşum gibi -ki hiç şikayetçi olmadığım kendime kural koyduğum birkaç konudan bahsediyorum- hep bir nasihat duyar oldum. Ne yaşadığımı ben bile sorgulamıyorken bakasının sorgulaması tokat gibi yüzüme çarptı. O cümleleri duyarken onun söylediklerine odaklanmadım. Odaklandığım şey “ben bunları duyacak ne anlattım acaba?”, “bizim ne yaşadığımızı bilmeden bu akılları nasıl verebiliyor?”, “ben onun hayatıyla ilgili hiç yorum yapmazken o neden bunu yapıyor?” Gibi şeyler oldu. Çünkü gerçekten de böyle. En sevdiğim cümledir “herkes önce kendi evinin önünü süpürsün”. Kalıplaşmış yargıların dışında bir durum ve seçim yaşamak neden konuşulacak bir konu haline geliyor?
Hep deriz ya “sanki biz bunları düşünmüyoz mu?” Diye. Gerçekten de öyle. Biz bunu hep yaşıyoruz, onun bahsettiği şeylerin tabi ki farkındayız. Ama o kadar incitti ki… dışarıdan nasıl görünüyor onu dinledim sanki. Çevremdeki herkesin söylemek isteyip de sustuğu cümlelerdi sanki. Düşün ki mesela 1000 kişi mi tanıyorum, hepsini arkasına almış da o konuşurken diğerleri kafa sallayıp hak veriyor gibiydi. Söyledikleri çok kalabalıktı ve bu beni çok kırdı.
16 yıllık bir arkadaşlıktan bahsediyorum. İlk kez yazmıyorum bu arada onunla ilgili. Miyadını doldurduğunu düşünüyorum bu iletişimin. Belki de ondan ağlıyorum. 16 yıllık arkadaşımı kaybettiğimi hissediyorum. Ha diyeceksin ki 2 cümlesiyle onca yılı çöpe mi attın? Hakkında konuştuğu kişi için dünyayı karşıma alırım, o yüzden de harcamaktan korkmayacağım bir durumdayım…
kimsenin beni böyle üzmesine artık izin vermek istemediğim için bunları yazıyorum. Ben hayatımı çok seviyorum, insanların 15 dk konuşup unuttuğu şeyler için kendimi bu denli yıpratmayacağım artık..