Bu kadar kaygılı olmak, empati kurmanın en sağlıksız yolunu seçmiş olmak işleri çok zorlaştırıyor. Bunun uykusuzluk ve yorgunlukla pekiştiğini öngörmek zor değil. Ama bunun yanında, kaygıları azaltmanın yollarını da aramak lazım çünkü bir bebeğim var, kaygılı anne kaygılı bebek demek… ebeveynliğin en zor tarafı da bu değil mi zaten? Çocuk senin aynan, 15 aylık bebek hiç anlamadığı halde sen ağlarken ağlıyor, sen gülerken gülüyor. Sen gerginsen bağırıyor, uyumuyor… o yüzden, eğer amacın güzel bir çocuk yetiştirmekse, kendi çocukluğunda açılan yaraları onda da açmak istemiyosan iyi olmak zorundasın. Seni kaygılandıran şeylerden uzaklaşman lazım, ekran süreni kısıtlaman, kendini rahatlatacak aktiviteler bulman lazım. En önemlisi kaygını tetiklemeyecek şekilde beslenmeli ve artık bu “kaygılı olmak” halini kabullenmemeyi öğrenmelisin. Şükreden birisin, olumsuza değil olumluya yönel… hedefin hep bardağın dolu tarafı olsun. Geceyi değil gündüzü sev, kışı değil yazı sev… başkalarını değil kendini sev… kendini ne kadar çok seversen kendine o kadar şefkatli davranırsın. Öğren… ne gerekiyorsa öğren… işe başlamaya sayılı zamanın kaldı, tadını çıkar. Gül eğlen ve hayattayken yaşa, çünkü kazık çakmayacağız bu dünyaya…